Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

3 Mart 2014 Pazartesi

Hava Değişimi



Her askerin rüyasıdır,  hava değişimine gitmek...
Hava değişimi; herhangi bir sağlık sorunundan dolayı alınan raporla memlekete gönderilmendir.. ve raporlu oldugun gün adedince geçen sürenin askerliğinden sayılmasıdır.. Şafağın erimesidir..
30'a gitmek 45'e gitmek... vs rakamlarla ifade edilir askerler arasında..
Hava değişimi son çıkan askerlik kanun tasarısından önce kısa dönemler için azami 45 gün, uzun dönemler için ise 90 gündü..
 Son düzenlemelerle ;
Kısa dönem 15 gün
Uzun dönem ise 45 gün    oldu..



Gelelim hava değişimi nasıl alınır...

Tabi hava değişimini almak hiçde kolay değildir..
Bilhassa askeri hastanedeki doktor/komutanları hesaba katarsak hava değişimi almak neredeyse imkansızdır...

Olsun zoru severiz, imkansız biraz zaman alır.. 

Genellikle askerler psikolojik bozukluklardan dolayı hava değişimi almak ister...
Bir çoğu numara yapar.. Öyle inandırıcı numaralar yaparlar ki kimi kendisini keser, kimi sağa sola saldırır, silahını ateşler, vucudunun çeşitli bölgelerine faça atar, yerde sara nöbeti geçirir...

Gel gör ki azizim, komutanlar bu hareketlerin hiç birini yemez..

Askeriyede her iş silsile yoluyla yapılır ve ilerler ..
Psikolojik sorunu oldugunu iddia eden, yada tespit edilen asker öncelikle birlik RDM (rehabilite danışma merkezi) sine kaydolur.. Birlik RDM' i askerin psikolojik takibini belirli periyodlarla yapar.. Birlik RDM sinde genellikle sivil psikolog yada asteğmen bulunur.. Gerekli gördüklerinde, takım komutanının doldurmuş olduğu kıta anket formundaki görüşleri baz alarak askeri hastaneye psikiyatri polikiliniğine sevk eder.. Psikiyatrist rapor vermeye yetkilidir..
Malesef askerlerin % 95 i hayal kırıklığıyla kapıdan dışarı çıkar..
-vermedi şerefsiz.. yalvardım yakardım yazmadı alçak... ilaç verdi 2 ay sonra kontrole gel dedi..
derler..
Hep hüsran hep hüsran olur... asker ne kadar psikopat olursa olsun kaybetmeye mahkumdur...


Gel gelelim bu iş nasıl olacak..

Asker öncelikle kendini ifade etmeyi bilecek arkadaş...
Kafam bozuk, asarım keserim yıkarım bunaldım dayanamıyorumla bir yere varılmaz...Yaparsanız komutanlar iplemez... avucunuzu yalarsınız..

Peki muhterem bu iş nasıl olacak ?

Bu işin püf noktası insanın kendini ifade edebilmesidir.. hayatın her noktasında oldugu gibi...
Takım komutanıyla aranı iyi tutacaksın.. Rdm deki psikologla aranı iyi tutacaksın..
Yani ikili ilişkilere son derece önem vereceksin..
Bir diğer hususta Rdm dosyası açtırdın lakin Rdm ci ye ne diyeceksinde seni dış hastaneye sevkedecek..
Öyle ya durumun kritik olması lazım ki hastaneye sevk edilebilesin..
Hiç sorun etmeyin .. Hava değişimine giden her yol caizdir efendim :)
Efendim bu noktada yalan söyleyin.. deyin ki ; sivilde ilaç kullanıyordum ilacım bitti.. ilaç yazdırmam gerekli..
Ağlama, yalvarma, sinir krizi geçirmeye... vs erkekliğinize yakıştıramadıgınız hiç bir harekete gerek kalmadan sizi askeri hastaneye sevk edeceklerdir.

Askeri hastaneye sevk olurken takım komutanı kıta-anket formu doldurur ve Birlik RDM si de benzer bir form doldurup askeri hastanedeki psikiyatristi bilgilendirir.. Bu sebeple ikili ilişkilere son derece önem verin.. O formların birinde ''hava değişimi alması uygundur'' yazdırabiliyorsanız memlekete bilet alabilirsiniz...

Sevinmeyin hemen.. Onlarca form gördüm..bir tane dahi bahsettiğim bir yazıya denk gelmedim..  Bir istisnayla kendi kıta anket formumum dışında :)

Buraya kadar özetleyecek olursak.. İkili ilişkilere önem veriyoruz ve kendimizi ifade edebilmeyi öğreniyoruz..
Hedefimizi belirliyoruz ve hedefe ulaşana kadar her basamakta karşılaşacağımız durumları gözden geçirip pozisyonumuzu alıyoruz.. Kurgumuzu eksiksiz yapıyoruz..
ve
geliyoruz son aşamaya..
 psikiyatristen raporu almak ve sevinçle çıkıp ilk iş memleket biletini almak ..


Peki müdür bu işlemin garantisi var mı ?

% 99 ihtimalle tutmaz..
 Psikiyatri size bir takım rahat uyumanızı sağlayacak ilaçlar haplar verip geri gönderir..Akşam yere baka baka koğuşunuza dönersiniz.. Bir sonraki kontrole kadar askeri hastaneye çıkmak için aynı aşamaları tekrar edersiniz.. Her bir periyot ortalama 2 ay sürer..
Kısır döngü gibi bu durum devam eder gider..
Askeri doktor her gelene rapor verseydi kışlada asker kalmazdı..
Azizim gerçekleşecek sonuç budur..
Boş yere enerjini harcama
Adam akıllı askerliğini yap..
Yok öyle havadan yere hava değişimi....


Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin...

 


Ümidimizi yitirmiyoruz
Bu noktata bypass işlemi uyguluyoruz.. Askeri hastaneyi aradan çıkartıyoruz.. Doğru sivil hastaneye gidiyoruz.. Sivil  psikiyatriden direk hava değişimi alıyoruz.. 3 tane psikiyatriste onaylatıp ardından askeri hastanedende onayı alıp memleketin yolunu tutuyoruz..

İyi güzel söyledinde Ya sivil hastane rapor vermezse?
Sivil doktordan  o raporu koparmayı beceremiyorsan, bence senin zeka seviyen düşük olduğu için direk çürük raporu alman lazım..

Neyse burada bir sorun daha var.. Nasıl sivil hastaneye sevkimizi yaptıracağız..
Efendim ayıp olacak ama kendini sivil hastaneye nah! (sodyum hidrür) sevkettirirsin ..
Enayi mi lan askeri hastane... Bu milletin tek akıllısı senmisin... Öyle canın istediğinde kendini sivil hastaneye sevk ettirebileceksin.. Ana kucağında değil, asker ocağındasın!

Her neyse
Bir tek çıkar yol kalıyor..
Askeri hastanedeki psikiyatrist izne ayrılacak..
Ancak o zaman sivil hastaneye sevk edilebilirsin.. Unutma bu noktaya gelene kadar en az 3-4 basamak var..
Birde tüyo vereyim..
Askeriyede doktorlar ekseri yaz aylarında, aylardan isede genellikle ağustosta izne ayrılırlar..
En önemli nokta bu zamanlamayı ayarlamaktır..
Hadi hayırlı tezkereler :)



not: rdm ayrıca Rahatına Düşkün Mehmetçik manasıda taşır :)




















22 Şubat 2014 Cumartesi

İkiye ayıralım

Efendim..
Hayat ikiye ayrılmalı..
Tam orta yerinden ikiye..
Askerlik öncesi ve sonrası..


Şimdi efendim, kaç ay askerlik yaptında  serzenişte bulunuyorsun .. Bizim dedelerimiz 3-4 sene askerlik yapmışlar.  gıkını çıkarmamışlar.. Takmışlar göğüslerine madalyayı, dillerine askerlik anılarını gururla anlatıyorlar..  
 Peki ya Sen! kısa dönem, poşet efendi.. 6 ay askerlik yapıyorsun.. Siteminden yanına varılmıyor... ecdadının kemikleri sızlıyor..  diyebilirsiniz..

Olabilir azizim..  yıl mertebesinde olmasada ay bazında bende o kamuflajı giydim, bot bağladım vazifemi yaptım.. Bende yaşadım...
Her neyse..

İtiraz istemem.. Hayat ikiye ayrılır.
Askerlik öncesi ve sonrası...
Aslında 3'e de ayırabiliriz... 
Askerlik öncesi- Askerlik- Askerlik sonrası 

bir vaatte bulunuyorum;

İleride 4'de olmadı 5'e ayırabilirim

Siz isteyin sayıyı artırayım..


















8 Eylül 2013 Pazar

Şafak: 15

Az gittik uz gittik askerliğin sonuna geldik..
15 gün daha kamufaj ve postal..
ardından sivil hayat..
 ve koğuş yok, komutan yok, esas duruş yok, selam yok, hergün hergün traşta yok..
Üstelik emretmek emir almak yok..

Yok yok yani sivil hayatta :)


Çıkış göründü...

 Tadında bırakalım Diyarbakır.
 Bırakta ben gideyim...


Ürgüp'e döneyim..



11 Temmuz 2013 Perşembe

Biri vatan borcumu dedi ?

Sabah alarm çalıyor

Saat 6:00

Gökyüzü yırtılıyor sanki..

Kulaklar çınlıyor..

alarm sesi için hiç bir masraftan kaçınmış hava kuvvetleri..

 3 tane F-16 kaldırıyor...

Gece maruz kaldığım yoğun esrar dumanından olsa gerek yatağa kendimi çivilenmiş hissediyorum..

Bu durumu bir kaç kez komutanlara açtım ...
Sanki ben içeriye sokuyorum o kadar uyuşturucu maddeyi
Sorumluluk alacak yerde
Neredeyse beni suçlu çıkartacaklar..
Şikayeti sorunu sevmiyor, bizim cesur gözüpek çağıyla yarışan komutanlarımız...

Türk subay/astsubaylarının söylendiği kadar cesur vazifeperver olmadığını anladım..
Sorun çıkarsa başları ağrırmış..
Bu işleri değiştirmekte zormuş...

Birde beraber yaşamaya zorlandığım askerler var..

Bir tanesi yakın zamanda ölen bir arkadaşını anlatıyor...
''küçük çocukları havuza girdirme bahanesiyle götürürdü.. Sonra tecavüz ederdi..en son yengesiyle yatıyor dayısı yakalıyor ve öldürüp denize atıyor.. ( ardındanda ekledi) İyi çocuktu Allah rahmet eylesin '' (örnek Behlül )

İçimden cehennemin dibini boylasın diye tüm kalbimle bedduamı ve lanetimi okuyorum çocuğa...

Bir diğeri....
 Araç kundaklamaktan sabıkalı...
Bir diğeri daha...
Tacizden sabıkalı...
Alın bir başkası....
Adam yaralamaktan cezaevine girmiş
Bir başkası daha..
Hırsızlıktan sabıkalı...
Bir diğeri ise..
Bu kadar sabıkalının içinde diğerlerinden geri kalmanın ezikliği ile hayali suçlar işlediğini söyleyip duruyor.. Yoksa bu ortamda tutunması çok zor...

Kendileri dövme makinesi bile yapmışlar...
Herkes dövme sırasına giriyor...
Alabildiğince sağlıksız koşullar..
Akan tuvaletler.. Pislikten girilmeyen banyolar...
Sürekli sinkaflı konuşmalar....


Hapishane koğuşu değil burası... Askeriye...


Bu durumuda komutanlara arz ettim..Bölüğümü değiştirmelerini istedim..
Durum yine aynı..
''Birşey yapamayız...''





Bir rahatsızlığın oluyor ve askeri hastaneye gidiyorsun..
Askeri hastanedeki doktorlarda gatadan mezun olmuş komutanlar.
Karşılarında esas duruş otur kalk hizaya gir .. falan filan..
hasta doktor ilişkisinden çok  komutan asker ilişkisi oluyor..
 Sonrada bir an önce
önemsemeyip başlarından tavuk kışkış edermiş gibi göndermek derdindeler...

Çocukları dermansız hastalığa yakalansın diye bedduada bulunuyorum bunlarada...

Haksızlık etmemek gerekir genelleme yapıp...
İçlerinde çok iyi, insana değer veren komutanlarda var..
Lakin köhnemiş bir askeri düzende onlarında yapabilecekleri pek birşey yok...

Zannediliyorki vatani bir vazife içerisindeyiz...
Kesinlikle hayır..
Askerler komutanların hiçmetcisi, ayakcısı...getir götürcüsü...
Nice gençler telef oluyor askerde... Bir çok kişi uyuşturucu maddelerle tanışıyor...
Eziliyor, dışlanıyor onuru gururu ayaklar altına alınıyor...
Zamanlada tüm bunlar normal bir durummuş gibi geliyor...
Ne için ?
Vatan için!
Öylede hissettiriyorlar insana..

Hadi okumamış insanları hizmetçi edinmelerini bir şekilde anlıyorum ama
Ülkenin okumuş neslini hizmetçiliğe zorlamalarına bir türlü anlam veremiyorum...

Özgürlüğünün sınırlarını komutanlar çiziyor...
Yani kölesin...
Emir demiri kesr misali emre karşı çıkamazsın..
Nasıl oturacağına nasıl konuşacağına
Nerde ne zaman nasıl duracağına komutanlar karar veriyor..
Askeriyede askerin sinek kanadı kadar değeri yok...
Komutanın emrettiğinin dışında düşünmek yasak...

Yukarıda bahsettiğim gibi, bir şeyleri sorgularsan hesap sana kesilebiliyor..

Askerlik vatan borcuymuş...
Hayır.. Kesinlikle öyle bir şey yok...
Bana yaşattıkları için
Vatan bana borçlu!!!















23 Haziran 2013 Pazar

Yatan Adam


Malum olduğu üzere askerim ve şafak sayıyorum.. 
Şafak 90
90 gün sonra sahalara dönüyorum :)
Bolca malzeme var askerde..
Askere gitmeden önce askerlik vazifesiinin
gerekliliğine ve kutsallığına inanırken
askerden çıktığımda koyu bir 
vicdan-i redci 
olacağımın garantisini şimdiden
 verebilirim :)

Bu arada askerde esrarla tanıştım..
Kendim kullanmıyorum
Sosyal içiciside değilim
ama
cebren pasif bir esrarkeşim
Yapacak birşey malesef yok..
Askeriye çok farklı bir yer...



Askerden herkese selamar...

16 Mayıs 2013 Perşembe

Çaktım Selamı Verdim tekmili

Kale kaleye bakar
Kaleden kızlar sarkar
Havacı dururken
Karacıya kim bakar

İlk bu maniyi öğrettiler :)


Çaktım selamı, verdim tekmili, ettim yemini ve çakı gibi bir usta asker oldum.
Hava Piyade Çavuş Dönence
Acemiliği bitirdim. Dağıtım iznimide bitirmek üzereyim..Yeni yolculuk usta birliğine. Demek ki sayılı gün sayılmayınca çabuk geçiyormuş..
İlk başta askerlik psikolojisine girmek zor olsada, alışınca insan kendini ezelden beri asker sanıyor..
Sivil ve askeri yaşam arasında med cezir misali geçti 1 ayım...
Ne zaman ki kabulleniyorsun ve sorgulamayı bırakıyorsun o zaman askerlikten keyif almaya başlıyorsun...

Şafak 127

1 ay boyunca en çok duyduğum kelimelerden sonra kendimi robot gibi hissetmeye başladım .
İzinde bile bu komutları tesadüfen duyunca reflexlerim hemen harekete geçiriyor.

İçtima var toplan..
Mıntıka yapılacak.
Esas duruş!
Tören rahat!
İleri bak!
Dikkat!
Silah omza!
Önden 9 sıra çök!
İmza atmayanlar gelsin..
Saol Saol saol !!!

Gece yatmadan önce ..

16. bölük komutanlığı.
Allah rahatlık versin..
Allah sevdiklerinize kavuştursun
Allah şafağınızı 1 etsin..

tüm koğuşlardan amin diye ses yükselir..

YAAT!

Sabah uyandırılmamız..

16. bölük komutanlığı
Sabah içtiması için
Yatağından çık 
Işıkları aç
Üzerini giyin
Koğuşları boşalt
KALK!

Yemek duamız

Tanrımıza hamdolsun
Milletimiz varolsun
- afiyet olsun
Saol!


1 ay aradan sonra dışarı çıktığımda gözüme ilk izmaritler çarptı.. Hem yere atıyorlar hemde toplamıyorlar.. Bu sivillerde pek bi rahat.. İnsanın eğilip toplayası geliyor.. Askeriyede çöp bulamazsın..
 Derken kadınlar ilişiyor insanın gözüne, ve Tanrı kadını yarattı diyorsunuz.. Ne yapalım Acemilik süresince 1 ay kadın görmemişiz..Cüzdanımızdaki eş, sevgili, dost arkadaş resmi dışında kadın görmemişiz. Kadın denen canlı neye benziyor unutmuşuz.. Hep erkek ortamı olduğundan 1 ay boyunca kadın muhabbeti etmişiz.. İnsan ister istemez kadın görünce heyecanlanıyor.. Mazur görün askerleri :)
 Sonra araca biniyorsunuz başınız dönüyor.. 1 ay boyunca ilk defa motorlu bir taşıta biniyorsunuz. Ayaklarınız yerden kesiliyor.. Yürümeden, koşmadan iki nokta arasında yer değiştirebiliyorsunuz.. Derken cep telefonunuzu elinize alıyorsunuz.. Teknolojiye merhaba diyorsunuz..

neyse

 bando yürüyüş kararlarımız...

Pim çek bomba at!
Ne mutlu Türküm diyene!
Şehidim yerinde rahat uyu!
Akan kanlar bakrak için!
Her şey vatan için
Vatan sana canım feda!
Her Türk asker doğar!
Havacı asker olduğumuz için ve hava kuvvetlerinin sembolü kartal olduğundan uygun adım yürüyüşler pençe atarak yürünüyor.. Durmadan '' At pençeyi - pençenizi göreyim - Siz havacısınız Karacılar gibi yürümeyin '' diye uyarılar alıyorduk Bu uyarılar pek tabi sert oluyordu..


..

ve  diğer bir çok komut...

Çök!
Çömel!
Yat!
Tam siper!
Kırmızı İkaz!
Sağ baştan say!
Beyaz ikaz!
Sıra Açıl!
Tüfek Çat!
Çapraz tutuş!
Eğitim ders düzeni al!
Atış pozisyonu al !
Atış Serbest!
Atış kes
İstikamet sağınız!
İstikamet solunuz!
İstikamet istikametiniz!



İSTİKAMET DİYARBAKIR !!!


Kütahyaya veda ederken annemle bir poz verelim dedim







11 Nisan 2013 Perşembe

155



Ve şafak belli oldu..
Birliğime teslim olmadan geri sayıma başladım.
Sabırsız çocuklar gibiyim..
Eylül ayında teskereyi aldığım günü hayal etmeye başladım bile..
O kapıdan çıkacağım ve zaman ilerlemeye devam edecek..
Acelem var..


2014 ocak ayına kredi borcum geliyor..
Yeniden iş bulmam lazım..
Yaş ilerliyor..
Eş bulmam lazım
Birikim yapıp evlenmem lazım..
Aş lazım..
Ömür geldi geçiyor cancağızım..
Daimi bir dost lazım..
Gençlik çağı bitiyor...
 Kendime çeki düzen vermem lazım..


İlerlemiş yaşta çocuk sahibi olmak istemiyorum..
Şimdi kimse çıkıpta demesin ''çocuğum olsun diye mi evlilik düşünüyorsun'' diye
Tabiki evet cevab'ı veririm.. Mantıklı izahatınıda romanlar dolusu yaparım :):)

Zaman süratlice akıyor..
Yetişemez oldum...

Her neyse..

Askerlik kısa dönem çıktı..
155 gün..
Kütahyada.. Havacıyım :)
Cuma günü birliğime teslim olacağım inşallah..
Eylül ayınada nasipse postalları çıkartıp converse'leri yeniden giyeceğim :)


Artık Askeri nizama dahilim..

Hoşçakalın..

Dönence



9 Nisan 2013 Salı

Şafak ???


Şafak geri sayıma başlayalı 9 gün oldu..
9 günlük çiçeği burnunda askerim ama halen sivilim..
1 nisanda Ankara Mamaka uğradığımdan beri resmiyette askerim.
Uzun Dönem Yedek Subaymı, kısa dönem er mi?
3 gün kaldı birliğe teslim olmama..
Nereye teslim olacağım kaç gün olacak henüz belli değil..
Bu gece 00:00 da açıklanacak..
Uzun mu kısa mı ?
Acemilik 1 aymı 3 aymı ?
Şafak 154 mü ? 354 mü ?
Muallaktayız resmen..

Açıkcası Şafak karanlık ...





17 Mart 2013 Pazar

İçimizdeki Zalimler..!



İnsanlık tarih boyunca sayısız katliamlar gördü.. İnsan oğlu nice vahşetler yaşadı..
Bugünde bu yaşanan vahşetlerden birinin yıl dönümü..
Halepçe katliamı..
Halepçede binlerce kürt Saddam Hüseyinin kimsayal silah kullanmasıyla öldürüldü..
Bu vahşet tarihe kara bir leke olarak düştü demek isterdim ama kapkara olan insanlık tarihinde leke bile yapmadı...

Gelecekte savunmasız insanların bu tarz vahşetlere maruz kalmaması için  katliamları unutmamak, unutturmamak gerekir...

Evet unutmamak gerekir!
 İki yüzlülere rağmen unutmamak gerekir..
Peki neden ?

İki yüzlü insanlar, işlerine gelen katliamı hatırlar işlerine gelmeyeni hatırlamaz..
Bilhassa günümüzde yazar, çizer, demokrat, hümanist ve barışçıl  geçinen insanların çoğunluğu bu iki yüzlü sınıfına dahildir...
Bu tipteki insanlar malesef toplumu yönlendirme aracı olan medyada etkin durumdadırlar..

İşlerine gelmeyen katliamla ilgili hünerli kalemlerini oynatmazlar, ağdalı sözlerini saklarlar...
Bence o kişiler yapılan zulme ortak olan zalimlerin ta kendileridir!

Bugün halepçe halepçe diye bağıranların kaçı hocalı katliamı için ses yükseldi yada hatırladı..



Roboskide 34 vatandaşın uğradığı vahşeti her gün gözümüze sokanlar neden 33 er olayını asla hatırlamaz ve sorgulamaz..



Bosnada sırpların BM denetimindeki Boşnak-Müslüman halka uyguladığı soykırımı neden uluslar arası arenada önem derecesi yüksek platformlarda seslendirmezlerken, ermeni devletinin tarihçilerle araştırmaya yanaşmadığı sözde soykırım iddialarını yırtınırcasına gür bir sesle seslendirirler ? O kişiler mavi kelebeklerin hikayesini bilirler mi ki acaba ? Soykırım kelimesini ağızlarına alırlar



Hitlerin yaptığı su götürmez derece vahşetken, neden filistinli halka bomba yağdırmayı meşru kabul ederler ?


ve daha nice örnekler...

Vahşetin, katliamın senini benimi olmaz! Gerekliydi'side olmaz!..
Kendi mensup olduğu milletin geçmişteki günahlarını sümen altı edip, başka milletlerde günah aramaklada olmaz...

Buyrun iki yüzlü insanları, iftiraçıları, aktivist geçinip zulme ortak olan kişi/kurum/parti/devletleri siz ayırt edin..

İnsanlık bir olsun katliamlara ses çıkarsın! gibi ütopik sloganlar kullanmayacağım..
En azından katliamlara ses çıkaranlar, katliamlar arasında ayrım yapmasın...

Benden bu kadar..!