Bu Blogda Ara

8 Eylül 2013 Pazar

Şafak: 15

Az gittik uz gittik askerliğin sonuna geldik..
15 gün daha kamufaj ve postal..
ardından sivil hayat..
 ve koğuş yok, komutan yok, esas duruş yok, selam yok, hergün hergün traşta yok..
Üstelik emretmek emir almak yok..

Yok yok yani sivil hayatta :)


Çıkış göründü...

 Tadında bırakalım Diyarbakır.
 Bırakta ben gideyim...


Ürgüp'e döneyim..



11 Temmuz 2013 Perşembe

Biri vatan borcumu dedi ?

Sabah alarm çalıyor

Saat 6:00

Gökyüzü yırtılıyor sanki..

Kulaklar çınlıyor..

alarm sesi için hiç bir masraftan kaçınmış hava kuvvetleri..

 3 tane F-16 kaldırıyor...

Gece maruz kaldığım yoğun esrar dumanından olsa gerek yatağa kendimi çivilenmiş hissediyorum..

Bu durumu bir kaç kez komutanlara açtım ...
Sanki ben içeriye sokuyorum o kadar uyuşturucu maddeyi
Sorumluluk alacak yerde
Neredeyse beni suçlu çıkartacaklar..
Şikayeti sorunu sevmiyor, bizim cesur gözüpek çağıyla yarışan komutanlarımız...

Türk subay/astsubaylarının söylendiği kadar cesur vazifeperver olmadığını anladım..
Sorun çıkarsa başları ağrırmış..
Bu işleri değiştirmekte zormuş...

Birde beraber yaşamaya zorlandığım askerler var..

Bir tanesi yakın zamanda ölen bir arkadaşını anlatıyor...
''küçük çocukları havuza girdirme bahanesiyle götürürdü.. Sonra tecavüz ederdi..en son yengesiyle yatıyor dayısı yakalıyor ve öldürüp denize atıyor.. ( ardındanda ekledi) İyi çocuktu Allah rahmet eylesin '' (örnek Behlül )

İçimden cehennemin dibini boylasın diye tüm kalbimle bedduamı ve lanetimi okuyorum çocuğa...

Bir diğeri....
 Araç kundaklamaktan sabıkalı...
Bir diğeri daha...
Tacizden sabıkalı...
Alın bir başkası....
Adam yaralamaktan cezaevine girmiş
Bir başkası daha..
Hırsızlıktan sabıkalı...
Bir diğeri ise..
Bu kadar sabıkalının içinde diğerlerinden geri kalmanın ezikliği ile hayali suçlar işlediğini söyleyip duruyor.. Yoksa bu ortamda tutunması çok zor...

Kendileri dövme makinesi bile yapmışlar...
Herkes dövme sırasına giriyor...
Alabildiğince sağlıksız koşullar..
Akan tuvaletler.. Pislikten girilmeyen banyolar...
Sürekli sinkaflı konuşmalar....


Hapishane koğuşu değil burası... Askeriye...


Bu durumuda komutanlara arz ettim..Bölüğümü değiştirmelerini istedim..
Durum yine aynı..
''Birşey yapamayız...''





Bir rahatsızlığın oluyor ve askeri hastaneye gidiyorsun..
Askeri hastanedeki doktorlarda gatadan mezun olmuş komutanlar.
Karşılarında esas duruş otur kalk hizaya gir .. falan filan..
hasta doktor ilişkisinden çok  komutan asker ilişkisi oluyor..
 Sonrada bir an önce
önemsemeyip başlarından tavuk kışkış edermiş gibi göndermek derdindeler...

Çocukları dermansız hastalığa yakalansın diye bedduada bulunuyorum bunlarada...

Haksızlık etmemek gerekir genelleme yapıp...
İçlerinde çok iyi, insana değer veren komutanlarda var..
Lakin köhnemiş bir askeri düzende onlarında yapabilecekleri pek birşey yok...

Zannediliyorki vatani bir vazife içerisindeyiz...
Kesinlikle hayır..
Askerler komutanların hiçmetcisi, ayakcısı...getir götürcüsü...
Nice gençler telef oluyor askerde... Bir çok kişi uyuşturucu maddelerle tanışıyor...
Eziliyor, dışlanıyor onuru gururu ayaklar altına alınıyor...
Zamanlada tüm bunlar normal bir durummuş gibi geliyor...
Ne için ?
Vatan için!
Öylede hissettiriyorlar insana..

Hadi okumamış insanları hizmetçi edinmelerini bir şekilde anlıyorum ama
Ülkenin okumuş neslini hizmetçiliğe zorlamalarına bir türlü anlam veremiyorum...

Özgürlüğünün sınırlarını komutanlar çiziyor...
Yani kölesin...
Emir demiri kesr misali emre karşı çıkamazsın..
Nasıl oturacağına nasıl konuşacağına
Nerde ne zaman nasıl duracağına komutanlar karar veriyor..
Askeriyede askerin sinek kanadı kadar değeri yok...
Komutanın emrettiğinin dışında düşünmek yasak...

Yukarıda bahsettiğim gibi, bir şeyleri sorgularsan hesap sana kesilebiliyor..

Askerlik vatan borcuymuş...
Hayır.. Kesinlikle öyle bir şey yok...
Bana yaşattıkları için
Vatan bana borçlu!!!















23 Haziran 2013 Pazar

Yatan Adam


Malum olduğu üzere askerim ve şafak sayıyorum.. 
Şafak 90
90 gün sonra sahalara dönüyorum :)
Bolca malzeme var askerde..
Askere gitmeden önce askerlik vazifesiinin
gerekliliğine ve kutsallığına inanırken
askerden çıktığımda koyu bir 
vicdan-i redci 
olacağımın garantisini şimdiden
 verebilirim :)

Bu arada askerde esrarla tanıştım..
Kendim kullanmıyorum
Sosyal içiciside değilim
ama
cebren pasif bir esrarkeşim
Yapacak birşey malesef yok..
Askeriye çok farklı bir yer...



Askerden herkese selamar...

16 Mayıs 2013 Perşembe

Çaktım Selamı Verdim tekmili

Kale kaleye bakar
Kaleden kızlar sarkar
Havacı dururken
Karacıya kim bakar

İlk bu maniyi öğrettiler :)


Çaktım selamı, verdim tekmili, ettim yemini ve çakı gibi bir usta asker oldum.
Hava Piyade Çavuş Dönence
Acemiliği bitirdim. Dağıtım iznimide bitirmek üzereyim..Yeni yolculuk usta birliğine. Demek ki sayılı gün sayılmayınca çabuk geçiyormuş..
İlk başta askerlik psikolojisine girmek zor olsada, alışınca insan kendini ezelden beri asker sanıyor..
Sivil ve askeri yaşam arasında med cezir misali geçti 1 ayım...
Ne zaman ki kabulleniyorsun ve sorgulamayı bırakıyorsun o zaman askerlikten keyif almaya başlıyorsun...

Şafak 127

1 ay boyunca en çok duyduğum kelimelerden sonra kendimi robot gibi hissetmeye başladım .
İzinde bile bu komutları tesadüfen duyunca reflexlerim hemen harekete geçiriyor.

İçtima var toplan..
Mıntıka yapılacak.
Esas duruş!
Tören rahat!
İleri bak!
Dikkat!
Silah omza!
Önden 9 sıra çök!
İmza atmayanlar gelsin..
Saol Saol saol !!!

Gece yatmadan önce ..

16. bölük komutanlığı.
Allah rahatlık versin..
Allah sevdiklerinize kavuştursun
Allah şafağınızı 1 etsin..

tüm koğuşlardan amin diye ses yükselir..

YAAT!

Sabah uyandırılmamız..

16. bölük komutanlığı
Sabah içtiması için
Yatağından çık 
Işıkları aç
Üzerini giyin
Koğuşları boşalt
KALK!

Yemek duamız

Tanrımıza hamdolsun
Milletimiz varolsun
- afiyet olsun
Saol!


1 ay aradan sonra dışarı çıktığımda gözüme ilk izmaritler çarptı.. Hem yere atıyorlar hemde toplamıyorlar.. Bu sivillerde pek bi rahat.. İnsanın eğilip toplayası geliyor.. Askeriyede çöp bulamazsın..
 Derken kadınlar ilişiyor insanın gözüne, ve Tanrı kadını yarattı diyorsunuz.. Ne yapalım Acemilik süresince 1 ay kadın görmemişiz..Cüzdanımızdaki eş, sevgili, dost arkadaş resmi dışında kadın görmemişiz. Kadın denen canlı neye benziyor unutmuşuz.. Hep erkek ortamı olduğundan 1 ay boyunca kadın muhabbeti etmişiz.. İnsan ister istemez kadın görünce heyecanlanıyor.. Mazur görün askerleri :)
 Sonra araca biniyorsunuz başınız dönüyor.. 1 ay boyunca ilk defa motorlu bir taşıta biniyorsunuz. Ayaklarınız yerden kesiliyor.. Yürümeden, koşmadan iki nokta arasında yer değiştirebiliyorsunuz.. Derken cep telefonunuzu elinize alıyorsunuz.. Teknolojiye merhaba diyorsunuz..

neyse

 bando yürüyüş kararlarımız...

Pim çek bomba at!
Ne mutlu Türküm diyene!
Şehidim yerinde rahat uyu!
Akan kanlar bakrak için!
Her şey vatan için
Vatan sana canım feda!
Her Türk asker doğar!
Havacı asker olduğumuz için ve hava kuvvetlerinin sembolü kartal olduğundan uygun adım yürüyüşler pençe atarak yürünüyor.. Durmadan '' At pençeyi - pençenizi göreyim - Siz havacısınız Karacılar gibi yürümeyin '' diye uyarılar alıyorduk Bu uyarılar pek tabi sert oluyordu..


..

ve  diğer bir çok komut...

Çök!
Çömel!
Yat!
Tam siper!
Kırmızı İkaz!
Sağ baştan say!
Beyaz ikaz!
Sıra Açıl!
Tüfek Çat!
Çapraz tutuş!
Eğitim ders düzeni al!
Atış pozisyonu al !
Atış Serbest!
Atış kes
İstikamet sağınız!
İstikamet solunuz!
İstikamet istikametiniz!



İSTİKAMET DİYARBAKIR !!!


Kütahyaya veda ederken annemle bir poz verelim dedim







11 Nisan 2013 Perşembe

155



Ve şafak belli oldu..
Birliğime teslim olmadan geri sayıma başladım.
Sabırsız çocuklar gibiyim..
Eylül ayında teskereyi aldığım günü hayal etmeye başladım bile..
O kapıdan çıkacağım ve zaman ilerlemeye devam edecek..
Acelem var..


2014 ocak ayına kredi borcum geliyor..
Yeniden iş bulmam lazım..
Yaş ilerliyor..
Eş bulmam lazım
Birikim yapıp evlenmem lazım..
Aş lazım..
Ömür geldi geçiyor cancağızım..
Daimi bir dost lazım..
Gençlik çağı bitiyor...
 Kendime çeki düzen vermem lazım..


İlerlemiş yaşta çocuk sahibi olmak istemiyorum..
Şimdi kimse çıkıpta demesin ''çocuğum olsun diye mi evlilik düşünüyorsun'' diye
Tabiki evet cevab'ı veririm.. Mantıklı izahatınıda romanlar dolusu yaparım :):)

Zaman süratlice akıyor..
Yetişemez oldum...

Her neyse..

Askerlik kısa dönem çıktı..
155 gün..
Kütahyada.. Havacıyım :)
Cuma günü birliğime teslim olacağım inşallah..
Eylül ayınada nasipse postalları çıkartıp converse'leri yeniden giyeceğim :)


Artık Askeri nizama dahilim..

Hoşçakalın..

Dönence



9 Nisan 2013 Salı

Şafak ???


Şafak geri sayıma başlayalı 9 gün oldu..
9 günlük çiçeği burnunda askerim ama halen sivilim..
1 nisanda Ankara Mamaka uğradığımdan beri resmiyette askerim.
Uzun Dönem Yedek Subaymı, kısa dönem er mi?
3 gün kaldı birliğe teslim olmama..
Nereye teslim olacağım kaç gün olacak henüz belli değil..
Bu gece 00:00 da açıklanacak..
Uzun mu kısa mı ?
Acemilik 1 aymı 3 aymı ?
Şafak 154 mü ? 354 mü ?
Muallaktayız resmen..

Açıkcası Şafak karanlık ...





17 Mart 2013 Pazar

İçimizdeki Zalimler..!



İnsanlık tarih boyunca sayısız katliamlar gördü.. İnsan oğlu nice vahşetler yaşadı..
Bugünde bu yaşanan vahşetlerden birinin yıl dönümü..
Halepçe katliamı..
Halepçede binlerce kürt Saddam Hüseyinin kimsayal silah kullanmasıyla öldürüldü..
Bu vahşet tarihe kara bir leke olarak düştü demek isterdim ama kapkara olan insanlık tarihinde leke bile yapmadı...

Gelecekte savunmasız insanların bu tarz vahşetlere maruz kalmaması için  katliamları unutmamak, unutturmamak gerekir...

Evet unutmamak gerekir!
 İki yüzlülere rağmen unutmamak gerekir..
Peki neden ?

İki yüzlü insanlar, işlerine gelen katliamı hatırlar işlerine gelmeyeni hatırlamaz..
Bilhassa günümüzde yazar, çizer, demokrat, hümanist ve barışçıl  geçinen insanların çoğunluğu bu iki yüzlü sınıfına dahildir...
Bu tipteki insanlar malesef toplumu yönlendirme aracı olan medyada etkin durumdadırlar..

İşlerine gelmeyen katliamla ilgili hünerli kalemlerini oynatmazlar, ağdalı sözlerini saklarlar...
Bence o kişiler yapılan zulme ortak olan zalimlerin ta kendileridir!

Bugün halepçe halepçe diye bağıranların kaçı hocalı katliamı için ses yükseldi yada hatırladı..



Roboskide 34 vatandaşın uğradığı vahşeti her gün gözümüze sokanlar neden 33 er olayını asla hatırlamaz ve sorgulamaz..



Bosnada sırpların BM denetimindeki Boşnak-Müslüman halka uyguladığı soykırımı neden uluslar arası arenada önem derecesi yüksek platformlarda seslendirmezlerken, ermeni devletinin tarihçilerle araştırmaya yanaşmadığı sözde soykırım iddialarını yırtınırcasına gür bir sesle seslendirirler ? O kişiler mavi kelebeklerin hikayesini bilirler mi ki acaba ? Soykırım kelimesini ağızlarına alırlar



Hitlerin yaptığı su götürmez derece vahşetken, neden filistinli halka bomba yağdırmayı meşru kabul ederler ?


ve daha nice örnekler...

Vahşetin, katliamın senini benimi olmaz! Gerekliydi'side olmaz!..
Kendi mensup olduğu milletin geçmişteki günahlarını sümen altı edip, başka milletlerde günah aramaklada olmaz...

Buyrun iki yüzlü insanları, iftiraçıları, aktivist geçinip zulme ortak olan kişi/kurum/parti/devletleri siz ayırt edin..

İnsanlık bir olsun katliamlara ses çıkarsın! gibi ütopik sloganlar kullanmayacağım..
En azından katliamlara ses çıkaranlar, katliamlar arasında ayrım yapmasın...

Benden bu kadar..!













14 Mart 2013 Perşembe

Sabah..

12 saatlik gecede 1 saat uyku
1 saat boyunca kabus..
Kuzen, açmayacaktın eski defterlerimi!!!
Sağa sola manevralar 2 saat
Uykudan ümid kesince saat 5:00
Hoca  yürekleri yakıyor..
Tan yeri ağarıyor..
Seher yeli mis kokuyor..
Sabah 5:15 te hali hazırda demli çaya erişebilmenin mutluluğu..
Bekçi dayılar çok yaşayın...




Sabahın İlk Ezgisi

10 Mart 2013 Pazar

Askerlik bereketi..



Ne zaman ki askere gitmeye karar aldım.. Fırsatlar ard arda önüme gelmeye başladı...
Zamansız gelen fırsatların kafa karışıklığına sebebiyet vermemesi için aldığım karardan zerre vazgeçmedim..


İlk önce çalıştığım iş yerindeki idare müdürü gitmemi istemedi..
Seninle ilgili planlarımız var.. Sana daha değişik bir görev düşünüyorum ben...
Askerliğini ertele.. Şimdi gitme.. Önümüzdeki sene git gel dediysede.. Ok yaydan çıktı dedim.. Hedefine ulaşmadan durmaz..

Bu arada denetimini yaptığım taşeron firmanın patronuyla tanıştım.. Adam tam bir karadenizli.. İddialı konuşmalar.. mafya vari havaları ve belindeki tabancası... O adamda kızını uzun uzadıya anlattı durdu..
Kızının yaptığı projelerden, çalıştığı şirketlerden bahsetti.. Beni kızına alacak diye korktum :)
Kendi telefonu ve kızının telefonunu verdi.. askerden sonra kesin görüşelim dedi.. Bende ayıp olmasın diye inşallah çektim..

Akşam karadenizli adamın şirketini internetten araştırdım..  Şirketin asıl patronunun kim olduğunu öğrendim..
Şirketin asıl patronuna okuduğum yakın tarih kitaplarından aşina olduğumu öğrenince şaşırdım.. Türkiyenin karakutularından biridir desem teşbihte hata yapmamış olurum..

Sonra bizim patronun ortağı beni kendi şirketine transfer etmek istediğini söyledi.. Patronada kibarca askerlik  yapma düşüncemden ve kalabilirsem askerde kalmak istediğimden bahsettim.. Saygıyla karşıladı..


Yeni mezun biri için iş hayatında güzel sayılabilecek gelişmeler olurken gönül dünyamdada küçükten bir kıpırdanmalar oldu..

3 sene aradan sonra ilk defa birisinden etkilendim.. Kendisiyle konuşurken ister istemez heyecanlandım.. Yeniden görüşmek sık sık görüşmek için türlü türlü bahaneler fırıldaklar çevirdim.. Dokunduğumda çok heyecanlandım..
3 yıldır tanışık olup konuştuğum karşı cinsten hiç kimseye kanım kaynamadı..  Bu durum şöyleydi;
Hani yatağına uzanmış vaziyetteki kişi boşboş tavana bakar ya.. Benim için karşı cins öyleydi.. Dokunmazta hakeza öyle... Soğuk bir duvara dokunuyormuş gibiydi.. Yabancı hissediyorsun sürekli karşındaki kişiyi..  Aidiyet duygusu oluşmuyor.. Kalp ritmin hiç değişmiyor.. Yavan ekmek yemek gibi bir şey işte...

Bu sefer durum farklıydı fakat benide askerlik durumum vardı.. Birisini uzaktan sevmek, uzun uzadıya beklemek ve bekletmenin can yakan, ruhunu boğan durumlarını bildiğimden ani fren yaptım...
Kim özlemi benden daha derin yaşamıştır ki ? Acı çekmek ve çektirmek niyetimde değildim..
Kimseyi üzmek ve üzülmek niyetinde olmadığımdan bahsettim ve nereden bilebilirdim ki kızcağız benimle ciddi düşündüğünü..


derken - siz erkekler hep aynısınız tribini yedikten sonra doğru düzgün yüzüme bakmamaya başladı..
Kendi kendime ''olsun gidip kızın duygularıyla oynamadım, kendisini kullanmadım.. Karşıma alıp açık açık konuştum, kendi durumumdan ve kendimle ilgili planlarımdan bahsettim Açık ve net davrandım...''
diyerek vicdanımı rahatlattım.. kendisi asla unutulmayacak benim için...

Şimdi soruyorum.. Askerlik düşüncesi bende oluşmadan önce bu fırsatlar ve kişiler neredeydi ?
Fırsatlar her zaman insanın ayağına gelmez..

Ama ok yaydan çıktı.. İstikamette askerlik... Olursa uzun dönem ve yine olursa askeriyede kalmak..

Kararsızlığa atalarımız sayesinde kapılmıyorum..

Atasözümüz..

'' dere geçerken at değiştirilmezmiş ''





2 Mart 2013 Cumartesi

Emret komutanım!

Sivil kıyafetler çıkacak.. Kamuflajlar giyilecek...
 O converse'ler çıkacak.. Postallar giyilecek.. rap..rap...rap..

Koğuş kalk!! 10 dakikaya içtima alanında Hazırrr Buluunn!!!


Asker !!
Tekmil ver!!

Samanyolu galaksisi-güneş sistemi- dünya gezegeni-asya kıtası-Türkiye cumhuriyeti-iç anadolu bölgesi-orta kızılırmak bölümü- kapadokya yöresi- nevşehir vilayeti- Ürgüp kazasından Dönence.  Emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım!!

Sanırım ben böyle cevap verirdim...
Neyseki daha 1 ay sürem var..
1 ay sonraki askeri celp döneminde gider paşa paşar ( kuzu kuzu) birliğime teslim olurum..
Aklımda bir çok soru var...
İçtima ne?
İnzibatta ne ?
80-90 kişi bir koğuşta mı kalacağım..?
Rütbelerde ne oluyor?
pırpırlar apoletler..



omuzda yada kolda olmasının ne farkı var ?
ast üst de nedir ? Nasıl bir hiyeraşiye ayak uydurabilecekmiyim ?
Çarşı izni denilen olay teneffüs gibi birşey mi ?
Hava değişimide yıllık izin olsa gerek...
Benimde abuk subuk askerlik fotoğraflarım olacak mı ?
Siper kazacakmıyım?  mevzide bekleyecekmiyim?
hucum/savunma yeleğide gozuk gibi bir şeymi ?
Omzumda bazuka, arka planda tank, sert acımasız kendinden emin bakışlar ..
G-3, bixi, havan, roketatar, rpg-7, el bombası.. ... Bu silahlar gerçek mi ? Can  yakar mı ?


Su tabancasını bilirim ben... Zararsızdır.. Soğuk havada kullanırsan hasta eder sadece.. Birde ortaokulda aldığım havalı tüfeğim vardı..(kazıklanmıştım tüm bayram harçlığımı bir tüfeğe vermiştim) Öyle attığını vuran biri değildim ama çok kuşun canını yakmıştım..Cahillik işte... Ha unutmadan rahmetli dedemin tek kırma tüfeği vardı.. Onuda kullanırdım ara sıra...

Göz-gez-arpacık .. !! Hedef imha ( çokta masum biri sayılmam )


Tertip, dede, torun, devre, toprak, poşette ne demek acaba

Askeriyenin yazılmamış kurallarını hazmedebilecek mi benim muhalif yapım..
Disco sahidende berbat bir yer mi?
Aç aç ta olacak mı ?
Askerdeki insanı sevdigi bekler mi ?
Askeri disiplin nizam intizam gelecek adına bana bir şey katacak mı ?
Askerden döndükten sonra asker anılarımı anlatsam roman olur kıvamında anlata anlata bitiremiyecekmiyim?

...
...
..


Kaç kilo gideceğim, kaç kiloyla döneceğim..?
...

Neyse
 Kafa yormaya erken..
 Yaşamayan bilmez derler ya..
 Öyle bir şey olsa gerek..



...
....
Komşu kızını zapteyle yaylalar yaylalar..
Bizim oğlan aşıktır dilo dilo yaylalar...